KAPTAN, YÖNETİCİ VE STRATEJİK PLANLAMA

Gemi kaptanlarının bir tek görevi vardır: gemilerini emniyetli bir şekilde gidecekleri limana ulaştırmak. Bu hedefe ulaşmak üzere ilerlerken, daha çok köprüüstünde bulunurlar ve sürekli olarak dış çevreyi gözlerler. Devamlı gemi dışındaki gelişmeleri izlerken, çok kısa periyotlarla köprü üstündeki araç ve göstergelere göz atar ve tekrar dış dünyaya dönerler. Bu araç ve göstergeler, geminin hangi noktada olduğunu, hedef limanın uzaklığını, nereye ve ne hızla gittiklerini, kendisine tehlike yaratabilecek kayalık veya çevredeki ‘rakiplerin’ durumlarını, makinaların ahenkli çalışıp, çalışmadığını ve gemi içindeki genel durumu gösterir. Geminin emniyetli sularda olduğundan emin olmadan da, köprüüstünü kesinlikle yardımcılarına bırakmazlar. Bu araç ve göstergeler, bir gemi kaptanının vaz geçemeyeceği seyir yardımcılarıdır ve bu göstergeleri okumada en ufak bir zaafiyet,geminin kaza yapmasına sebep olabilir. Gemi kaptanı, makinalarındaki bir arızanın giderilmesini, köprüüstünden izleme yerine, makina dairesinden takip etmek isterse, belki makina zabitine yardımcı olabilir ama bu arada yaklaşan buz dağını dikkatinden kaçırabilir.

Aynı durum pilotlar için de geçerlidir. Uçak filmlerinde ilgi ile izlediğimiz kokpit; içindeki araç ve göstergelerin çokluğu ile hep ilgimizi çeker. Ancak, usta bir pilot, bırakın kırmızı ikaz lambalarının yanıp, sönmesini beklemek, göstergelerdeki en ufak bir titremeyi bile hemen değerlendirir ve gerekli tedbirleri alır. Aksi taktirde, pilotun o pahalı oyuncağının yere çakılması işten bile değildir.

İşte, bu araç ve göstergeler gemi kaptanı ve pilot için ne ifade ediyorsa, bir şirketin stratejik planı ile ortaya çıkardığı gösterge ve tablolar da, bir şirket yöneticisi için onu ifade eder.

gemi2Günümüzün bu yoğun rekabet ortamında, tepe yöneticilerinin şirketlerini karlı olarak bir noktadan başka bir noktaya taşırken, dikkatlerini daha çok dış çevreye verme zorluğu olmasından dolayı, şirketlerinin nerede olduğunu, nereye ve ne hızla gittiklerini, çevredeki rakiplerin durumlarını en kısa zamanda, hatta ‘göz ucu’ ile okuyabilmeleri zorunluğu vardır. İşte bunun için, tepe yöneticileri bütün dikkatini uzun bir süre, bir şirket içi sürece, örneğin üretime vermesi halinde, üretim müdürüne destekle üretimi belki daha iyi bir yere getirebilir ama pazar payını da dünyanın hangi denizinden geldiğini çok geç farkedeceği bir şirkete de kaptırır. Daha iyi üretim yapmanın da bundan sonra hiçbir faydası kalmaz.

İşte, bütün bunlardan dolayı, ABD yönetim danışmanlık şirketlerinden Bain&Company, 9 yıldan beri geleneksel olarak hazırladığı Yönetim Araçları (Management Tools) Anketi’nin 2004 yılında yayınlanan sonuçlarında da, yönetim aracı olarak stratejik planlama, %89 kullanım sıklığı ile birinciliğini korumuştur.

Öte yandan, bu konuda kamudaki gelişmeler de ilginçtir. ‘KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI’ndan anlaşıldığı kadarı ile, stratejik planlamanın bütün kamu kurumlarında zorunlu olarak kullanılan bir yönetim aracı olmaya başlaması çok uzak görünmemektedir. BELEDİYE YASASI ile, belediyelerde stratejik planlama hazırlama, çoktan zorunlu hale gelmiştir. ‘İflas etme’ tehlikesi olmayan kamu kurumları için dahi stratejik planlamanın zorunluluk olarak ortaya çıkması, bu kurumlar için çok güzel bir fırsattır.

Stratejik plan hazırlamanın, uzun dönemli planlara oranla, şirketlere sağladığı bir büyük avantaj daha vardır. Bu süreç, sadece bir planlama süreci değil, aynı zamanda bir strateji yaratma sürecidir. Küresel rekabet içinde başarılı olmak bir yana, en azından hayatta kalabilmek için; şirketlerimiz özgün stratejiler üretebilmeli, ortaya çıkardıkları bu stratejileri planlayabilmeli ve rakiplerinden önce hayata geçirebilmelidir. İşte, stratejik planlama çalışmaları, şirketlerin rakiplerine nazaran fark yaratabilecekleri stratejileri oluşturmaları için uygun bir ortam hazırlar.

Bu günlerde, ya gemimizi fırtınalı denizlerde emniyetli bir şekilde hedefine doğru ilerletebileceğiz, veya bize giderek daha da yaklaşmaya başlayan dev bir Çin tankerine çarpıp, yok olacağız.

Unutulmamalıdır ki, ‘gemi battıktan’ sonra yapacağınız en mükemmel plan sizin ancak karaya çıkmanızı sağlar, üstelik sırılsıklam

Yorum bırakın